|
21 Nisan 2009 tarihli Hürriyet Gazetesinde yayınlanan ilandır.
5 DAKİKANIZI BİZE AYIRIR MISINIZ?
Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a Açık Mektup:
2.5 milyon kişiye iş, 10 milyon insanımıza aş ekmek sağlayan
TEKSTİL SEKTÖRÜNÜ KADERİNE
TERKEDEMEZSİNİZ!
Sayın Başbakan
Siyasette bazen liderlerin çevresi gerçeği görmeye ve duymaya izin vermeyebilir. Siyasetçiler meydanlarda toplanan büyük kalabalıklara bakarak yaptıkları her şeyin doğru olduğunu de düşünebilir. Oysa gerçekler çok farklıdır. 50 yıllık tarihi olan bir sendika olarak, bu açık mektupla size Türkiye’nin ciddi gerçeklerini iletmek istiyoruz.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk kurduğu fabrikalar arasında Sümerbanklar da vardır. Türkiye ekonomik gelişmesini büyük ölçüde tekstil üzerinden sağlamıştır. Ekonominin gövdesi sanayi , sanayinin ana gövdesi ise tekstil sektörüdür. Türk işçisi ve sanayicisi, tekstil, hazır giyim, konfeksiyon, deri ve deri ürünleri sektöründe önemli başarılar elde etmiş, tasarımcılarımız dünyada büyük övgüyle karşılaşmışlardır. Türkiye yerine başka bir şey koymadıkça kesinlikle tekstil sektöründen vazgeçemez. Çünkü Tekstil İstihdamdır.
Sayın Başbakan,
Bir yıldan beri uyarmaya çalıştığımız gibi, bugün özelde tekstil sektörü genelde Türk sanayisi bir felaketle karşı karşıyadır. Üretim ve kapasite kullanımı sürekli azalmakta, işsizlik çığ gibi büyümektedir. Sanayinin kalbi olan bölgelerde örneğin Denizli de Organize Sanayi Bölgesinde çalışanların %70’i son bir yılda işini kaybetmiştir. Başta istihdamın en yoğun olduğu İstanbul olmak üzere Adana’da, Gaziantep’te, Kayseri’de, K.Maraş’ta, Bursa’da, Denizli’de, Trakya’da ve diğer sanayi kentlerinde durum farklı değildir.
İŞÇİNİN DAYANMA GÜCÜ KALMADI
İşletmelerde izinlerin tamamı kullanılmış, işten çıkarılan işçiler kıdem tazminatlarını ve işsizlik ücretlerini de tükettiler. Şimdi yokluk ve yoksulluk ile karşı karşıyadırlar. Milyarlarca dolarlık makinalar ve fabrikalar çürümeye terkedilmiş, hurdaya dönüşme durumundadır. Hükümetin bir bakanının, “Tekstil’i Çin’e bırakalım” sözünden sonra, bankalar da adeta bu sektörü gözden çıkarmıştır. Kredi kullanamayan sektör günlük işlerini bile yapamaz hale gelmiştir. Dünya’nın hiçbir ülkesinde sanayi döviz bazında bu kadar yüksek faizli kredi kullanmamaktadır.
Bugün en çok çalışan devler daireleri icra müdürlükleridir. Çek işlevini yitirmiş, herkes mahkemelerde iflas erteleme alma peşindedir. Sanayici tefecilerin eline düşmüştür. Gelişmekte olan sanayi bölgelerinde “sanayicinin yüzde 70’i evini de satsa banka borcunu ödeyemez” denmektedir.
Oysa rakip ülkeler sanayiyi sıfır faizle teşvik etmektedir. Biz bir koyundan kırk post çıkaramayız. Tekstil ve genel olarak Türk sanayisi çöktüğü zaman sağlam denen bankaların da ayakta kalmadığını göreceğiz. Önlem alınmazsa, iki üç ay sonra bugünkünden daha beter günlerle karşı karşıya kalacağız.
Sayın Başbakan,
Küresel kriz deyip kadercilik yapmak yerine, çözüm için daha çok çaba göstermek gerekmektedir. Yüksek sigorta primi, yüksek vergi, yüksek enerji fiyatları ve yanlış teşvik politikaları ile bu sorunların çözülmesi mümkün değildir.
ÖNERİLERİMİZ
Bu bir dünya krizidir ama dünyada bütün ülkeler tedbir alırken biz seyredemeyiz.
Türkiye sanayisi nefes alma süresi yakalamalıdır. Bunun için önerilerimiz şunlardır:
- Zaten toplanamayan SSK primleri bir yıl ertelenmeli
- Enerji fiyatları %50 oranında düşürülmeli
- Ücretler üzerindeki vergi oranları azaltılmalıdır.
Bu durumda devam den üretimden alınacak vergiler ile gelir kaybı zaten karşılanacaktır. Tek şart işçi çıkarmamak olmalıdır.
Ayrıca bankalarla güvenilir sanayi kuruluşları arasındaki sorunların çözümüne yardımcı olunmalıdır. Unutulmamalıdır ki sanayi kuruluşları çalışmazsa bankalar da alacaklarını tahsil edemezler.
Çözüm doğrultusunda, iç pazarı güçlendirici önlemler ile ilgili önerilerimiz;
- Emeklilere bir maaş tutarında ikramiye,
- Memurlara bir maaş tutarında ikramiye,
- İşsizlik parası miktarının ve ödeme süresinin arttırılması gibi adımlar atılmalıdır.
AİLE BİRLİĞİMİZ ÇATIRDIYOR
Sanayinin çökmesi ve artan işsizlik nedeniyle, Türkiye toplumunun çelik çekirdeği olan aile birliği çatırdıyor. Bu çok tehlikeli bir gidiştir. Her şey sadece siyaset değildir. Ülkemiz, halkımız ve sosyal barış vazgeçilmez değerlerimizdir.
Sanayisi olmayan toplumlar gelişemez, çağdaşlaşamaz, demokratikleşemez. Sanayi iştir, aştır, ekmektir, özgürlüktür, bağımsızlıktır, demokrasidir. Sosyal devlettir, hukuk devletidir. Sanayi bir ülkenin uluslar arası itibarıdır, gücüdür.
Ancak ve maalesef sanayici örgütleri sorunlarını güçlü bir şekilde dile getirmemektedirler, çekingendirler. Bu yüzden işçiler işverenlerine kapanan fabrikalar önünde “Susma, sustukça sıra sana gelecek” diye seslenmektedirler. İstanbul, Denizli, Kayseri, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş, Bursa, Trakya’daki sahneler başka ülkelerin insanlarının feryadı değil, bu ülkenin işsiz insanlarının, yoksul insanlarının haykırışlarıdır.
Bu çağrıyı karşıtlıklar üzerinden değil, milli sanayinin korunması, ulusumuzun refah mutluluk ve barış içinde yaşamasının güvencesi olarak gördüğümüz için yapıyoruz.
Bu ülke hepimize yeter.
Saygılarımızla.
DİSK/TEKSTİL İşçileri Sendikası
Genel Yönetim Kurulu |